Niğde’nin Türkiye’nin patates üretiminde ilk sırada yer aldığını vurgulayan İnce, artan girdi maliyetleriyle düşük alım fiyatlarının çiftçiyi zora soktuğunu belirterek, “Patatesin tarla maliyeti 8 lira, depolama dahil 10 lirayı bulurken üreticimiz ürününü 3 ila 4 liraya satmaya zorlanmaktadır. Emek vardır, alın teri vardır ama ortada kazanç yoktur.” dedi.

Nisan 2025’te yaşanan zirai don felaketinin Altunhisar, Bor, Çamardı, Ulukışla ve Çiftlik ilçelerinde büyük yıkıma neden olduğunu hatırlatan İnce, “Bir çiftçimiz bana ‘Vekilim, bu sene sadece ürünlerimiz değil, umudumuz da dondu’ dedi. Bu cümle, yaşanan mağduriyetin özeti niteliğindedir.” ifadelerini kullandı.

Çiftçilerin zararlarının karşılanması, borçlarının ertelenmesi ve faizsiz kredi desteği verilmesi gerektiğini vurgulayan İnce, “Üretici ayakta kalırsa, Türkiye’nin gıda güvenliği de ayakta kalır.” diyerek hükümete çağrıda bulundu.
Niğde’nin doğal kaya oyma depolarıyla Türkiye’ye örnek bir şehir olduğunu ifade eden İnce, mera vasfını yitirmiş bazı alanların hâlen “3. derece mera” olarak kayıtlı olmasının yeni yatırımları engellediğini söyledi. Bu alanların yeniden tespit edilmesi ve mevcut depoların ruhsatlandırılması gerektiğini belirtti.

Patates Araştırma Enstitüsü’nün stratejik önemine de değinen İnce, analizlerin başka illere gönderilmek yerine Niğde’de yapılabilmesi için Biyolojik Araştırma Laboratuvarı kurulmasını ve uzman kadroların istihdam edilmesini önerdi. Sürekli aynı tarlalara patates ekilmesinin toprak yorgunluğuna yol açtığını ifade eden İnce, yerli tohum üretiminin artırılması gerektiğini söyledi.
Niğde’nin tarım potansiyelinin tam anlamıyla değerlendirilebilmesi için planlı destek politikalarına ihtiyaç olduğunu dile getiren İnce, “Biz istiyoruz ki üreticimiz emeğinin karşılığını alsın, alın teri ziyan olmasın. Doğru planlama, güçlü destek politikaları ve üreticiyle el ele verilecek bir iradeyle Niğde’nin patatesi, elması, kirazı ve diğer marka ürünleri yalnız Türkiye’nin değil, dünyanın da markası haline gelecektir.” dedi.

Cumali İnce konuşmasını, “Çiftçimizin, köylümüzün ve üreticimizin emeğini koruyan politikaların hayata geçmesini temenni ediyor, Gazi Meclisimizi saygı ve hürmetle selamlıyorum.” sözleriyle tamamladı.