İran devlet medyasının duyurduğu bilgilere göre, saldırılarda İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ile birlikte üst düzey askeri ve siyasi isimler hayatını kaybetti.
Tahran başta olmak üzere Tebriz, Kirmanşah, İsfahan, Şiraz, Buşehr ve Hürmüzgan çevresinde kritik noktaların hedef alındığı bildirildi. İran yönetimi ülke genelinde olağanüstü güvenlik önlemleri alırken, geniş çaplı yas ilan edildi.
Saldırılarda, Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi, Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Muhammed Pakpur, Savunma Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani ve Savunma Bakanı Aziz Nasırzade’nin de yaşamını yitirdiği açıklandı. İran’ın askeri komuta kademesinde yaşanan bu kayıplar, ülkenin savunma ve karar alma mekanizmasında ciddi bir boşluk oluşturdu.
Washington ve Tel Aviv cephesinden operasyonun “stratejik hedeflere yönelik” olduğu yönünde açıklamalar gelirken, Tahran yönetimi misilleme hakkını saklı tuttuğunu duyurdu. İran’ın bölgedeki bazı ABD ve İsrail unsurlarına karşı karşılık verdiği iddia edilirken, hava sahalarının kapatıldığı ve birçok ülkenin diplomatik alarm seviyesini yükselttiği bildirildi.
İran’daki liderlik boşluğu ve askeri komuta zincirinde yaşanan kırılma, yalnızca ülke iç siyasetini değil, tüm Orta Doğu’daki güç dengelerini etkileyebilecek bir sürecin başlangıcı olabilir. Enerji piyasalarında dalgalanma, petrol ve altın fiyatlarında sert hareketler dikkat çekerken, küresel piyasalarda risk algısı yükseldi.
Bölge ülkeleri gelişmeleri yakından takip ederken, uluslararası toplumdan “itidal” çağrıları yükseliyor. Ancak sahadaki askeri hareketlilik ve karşılıklı sert açıklamalar, gerilimin kısa vadede düşmeyeceğine işaret ediyor.
Ortadoğu, uzun yıllardır görülmemiş ölçekte bir kırılmanın eşiğinde. Sürecin nereye evrileceği ise önümüzdeki saat ve günlerde netleşecek.