Her şeyi açık bir şekilde, tereddüde yer bırakmayacak bir biçimde işin önünü arkasını düşünmeden hesap etmeden bu alışkanlığını sürdürmeye devam ediyor.
Bunları yaparken güvendiği tek kaynak ABD’nin güçlü ekonomisi, güçlü askeri yapısı ve imkanları. Zaten Başkan taleplerini dile getirirken Amerika’nın iki temel özelliğini söylemeden ve tekrar etmeden yapamıyor. Yani ABD’nin bu özellikleri ile övünmeye, gururlanmaya ve tehdit etmeye devam ediyor. Öyle ki hangi ülkeyi zapt edeceğini açıkça söylüyor ve neden dolayı bu yola gittiğini söylemekte dile getirmekte bir sakınca görmüyor.
Bunları yaparken başta petrol ve maden yataklarına yollamada bulunuyor. Bunu söylerken hiçbir şekil ve surette asıl niyetini ortaya koymaktan da vazgeçmiyor. En son Davos’ta tertip edilen Dünya Ekonomik Forumunda da bu isteklerini katılan Avrupalı diğer ülkelerin liderlerinin önünde de bu kabil istek ve taleplerini gayet yüksek bir sesle ifade etmektedir. Nerede ise hangi ülke ve ya ülkeleri talep konusu yaptığını hiçbir kimse hiçbir devlet ve hiçbir kesimden çekinmeden yapma alışkanlığını sürdürmektedir.
Yukarda ifade etmeye çalıştığımız gibi dayandığı tek nokta ABD’nin zenginliği ve dünyadaki en büyük askeri güce ulaşmış olması. Bunu her vesile ile her yerden dile getirmeye devam ediyor. Uluslararası kurum ve kuruluşları hiçe sayıyor. Uluslararası hukuk kurallarını hiçe sayıyor. Ben en güçlüyüm ve en zenginim demek sureti ile hemen her fırsatta isteklerini en yüksek seviyeden dillendirmeye devam ediyor. Sağdan soldan gelen ufak tefek eleştirilere hem gözünü hem de kulağını kapamış gibi. Varsa yoksa benim dediğim doğrudur havasında.




