Bu olaylar henüz yaşları 12 ile en çok 15-16 yaşında olan öğrenciler ile öğretmenler ve okul yöneticileri arasında yaşanmaya başlandı.
Bunlardan birinde sınıfta ders esnasında öğrencinin biri sırasından kalktı masada oturmakta olan ders öğretmeninin yanına gelerek hem sözle hem de el kol ile hareketlerde bulunmaya başladı. Neye uğradığını şaşıran öğretmen hiçbir tepki vermeden olayı savuşturmaya çalıştı. Ama olay devam eder iken bu öğrencinin yanına diğer öğrencilerden de katılanlar oldu ve olay birden daha büyük boyutlara ulaştı. Olayın hemen akabinde gerekli tedbirlerin alındığı, soruşturmanın başlatıldığı gibi her zaman kullanılan kılişeleşmiş ifadeler ile olay kapatılmaya çalışıldı.
Daha birkaç gün önce ise yine buna benzer daha vahim bir olay daha yaşandı. Henüz yaşı 12 olan bir öğrenci evdeki babasına ait uzun namlulu silahı alarak okuduğu okulun bahçesine geldi ve o esnada bahçede oturmakta olan okul müdürüne silahla ateş etmeye başladı. Okul müdürü yaralandı ve yere düştü. Şimdi burada önemli olan daha yaşı 12 olan çok küçük bir öğrencinin böyle bir olayı düşünebilmesi ve hiç korkmadan çekinmeden ve zerre kadar düşünmeden olayı kanlı bir biçimde ve silah kullanarak gerçekleştirmiş olmasıdır.
Her iki olay da öyle sıradan geçiştirilebilecek bir olay değil. Münferit bir olay olarak ta düşünülmesi mümkün değil. Herkes külahını önüne koymalı, enine boyuna düşünmeli bu ve benzer olaylardan gerekli dersleri çıkarmalı ve önlemi neyse onu geciktirmeden almalı ve uygulamaya koymalıdır.




