Uzunca zamandan bu yana Amerika İran’a saldıracağını ayan beyan söylüyordu. Özellikle son günlerde Trump bu saldırıyı muhtelif zaman ve yerlerde sık sık dile getirmeye başlamıştı. Amerika bu konuyu dillendirince hemen ardından doğal müttefiki İsrail aynı yönde ve üslubu daha sert beyan ve iddialarda bulunmaya başlamıştır. Ne hikmet ise ABD ve İsrail hemen hemen her konuda ittifak içindeler.
Hele hele konu başta İran olmak üzere Ortadoğu coğrafyası ise tam bir ittifak ve dayanışma içerisine giriyorlar. Fiili saldırılar başlamadan önce diplomasi yolu ile çözelim gibi gözükülse de asıl niyet İran’ı çok yönlü ve çok şiddetli bir saldırı ile yerle bir etmek idi. Nitekim olan oldu ve saldırının birinci gününün ilk saatlerinde başta Hamaney olmak üzere devletin en üst düzey görev ve sorumluluk sahibi yöneticileri öldürülmüştür.
Demek ki saldırı başlamadan önce çok yönlü bir istihbarat çalışması yapılmış ve bunun sonucu da alınmıştır. Öyle ise İran da sıkı bir rejime rağmen toplanan bilgiler ilgili kişi veya kurumlar tarafından Amerika ve İsrail’e servis edilmiş. Bu sebeple de katliam işi çok daha kolay bir şekilde başarılabilmiş. İşin bu yönü İran yönünden çok düşündürücü ve düşündürücü olmaktan öte de ibret ve dehşet verici.
Saldırılar başladıktan hemen sonra İran bir baştan bir başa bombalanmaya başladı. Hasar ve kayıplar çok büyük. İran ise ABD’nin değişik ülkelerdeki üslerini vurmakla meşgul. Elbette İsrail ABD’nin hemen yanı başında ve bütün gücü ile saldırılarını sürdürmekte. Hiç ara vermeden ve işi gevşetmeden saldırılar şiddetini her geçen dakikada artırarak devam ettirmektedir.
Artık İsrail ile ABD her konuda sanki bir devlet gibi görüntü vermeye başladı. İsrail’in ve Netenyahu’nun istekleri, talepleri bir türlü bitmek bilmiyor. İran halkı kışkırtılıyor ve rejimi kökten devirmeye davet ediliyor. O nedenle İran’ın işi çok zor. Türkiye sabırlı, temkinli bir davranış sergiliyor. Savaşı önlemek için çok samimi bir gayretin içerisinde.
İran üs bölgelerini vururken en fazla zararı komşu Müslüman ülkelere veriyor bu çok düşündürücü bir nokta. Bilmem bu konuda İran etraflı bir şekilde düşünüyor ve karar veriyor mu? Burası pek belli değil.