MERT ALPER İLGEN

Tarih: 28.01.2026 16:08

BİR HABER, BİR REKLAM, BİR KARMAŞA

Facebook Twitter Linked-in

Gazete okuma oranları her geçen gün düşüyor.
Birçok kişi artık sabah gazetesiyle güne başlamıyor, akşam haber bültenini beklemiyor. Bilgiye ulaşma alışkanlığı değişti; hızlandı, kısaldı ve büyük ölçüde sosyal medyaya taşındı.
Bu değişim yalnızca büyük şehirlerde değil, Niğde gibi yerel ölçekte de açıkça görülüyor.
Bugün Niğde’de pek çok kişi “güncel haber” iddiasıyla bir sosyal medya hesabı açıyor. Zamanla bir kitle oluşuyor, takipçi sayısı artıyor. Rakam büyüdükçe de “haber kaynağı” olma hissi başlıyor. Oysa mesele tam da burada başlıyor.
Çünkü her paylaşım haber değil.
Ortaya bir iddia atılıyor.
Belge yok.
Kaynak yok.
Doğrulama yok.
Ama ortalık karışıyor.
Bir kurum müdürü, bir kamu görevlisi ya da herhangi bir kişi hedef alınıyor. “Duyum” haber oluyor, “iddia” manşete taşınıyor. Sonrasında ise çoğu zaman sessizlik hâkim. Çünkü amaç gerçeği ortaya koymak değil, etkileşim almak oluyor.
Bir başka dikkat çeken durum ise bu hesapların içerik düzeni.
Hesaba giriyorsunuz;
bir haber,
ardından bir reklam videosu,
sonra bir haber daha,
hemen arkasından başka bir reklam…
Bu, habercilik değil; akışa sıkıştırılmış bir tanıtım zinciri.
Elbette reklam olacak. Elbette medya gelir üretmek zorunda. Ancak haberle reklam arasındaki sınır bu kadar belirsizleştiğinde, okur neyin bilgi neyin pazarlama olduğunu ayırt edemez hâle geliyor. Güven de tam bu noktada zedeleniyor.
Gazete okunmadıkça, haberin süzgeci de kayboluyor.
Editörün, muhabirin, teyidin yerini hız alıyor. Hız ise çoğu zaman sorumluluğu geride bırakıyor.
Bir başka sorun da şu:
Bazı hesaplar gazetecilikle ilgisi olmayan kişiler tarafından yönetiliyor. Sonradan öğrenilmiş birkaç kalıp, bazen de yapay zekâya yazdırılmış metinler “haber” etiketiyle paylaşılıyor. Ortaya çıkan şey ne gazetecilik oluyor ne de kamuyu sağlıklı bilgilendirme.
Bu durum en net şekilde spor haberlerinde görülüyor.
Niğde’nin tek takımının maçını izleyip “Niğde 5-0 kazandı” demek kolay. Kulübün basın grubuna düşen fotoğrafı eklemek de öyle. Ama bu, habercilik midir?
Golleri kim attı?
Hangi dakikalarda atıldı?
Takım puan durumunda kaçıncı sıraya yükseldi?
Bir sonraki hafta kimle oynayacak?
Bunlar yoksa ortada yalnızca bir sonuç vardır, haber yoktur.
Gazetecilik; paylaşmaktan ibaret değildir.
Bilgiyi tamamlamak, bağlam kurmak ve okuru doğru biçimde bilgilendirmek gerekir. Takipçi sayısı meslek unvanı değildir. Reklam geliri de habercilik sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Bugün sosyal medya haberciliği diye bir gerçek var. Kimse bunu inkâr etmiyor. Ancak bu alanın da bir ahlakı, bir disiplini ve bir sınırı olmak zorunda.
Aksi hâlde üretilen şey haber değil, gürültü olur.
Ve gürültü arttıkça, gerçekten bilinmesi gerekenler kaybolur.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —