Görevini tamamlamasından sonra Komisyon çalışmalarının sonucuna göre talep konusu olan hususlar uzunca bir rapor halinde kamuoyunun bilgi ve takdirlerine sunuludur.
Raporun içeriği ortaya çıktıktan sonra beğenenler oldu, Şiddetle aleyhinde görüş belirtenler oldu. Bazı çevreler ise beklentilerine tam olarak cevap verilmediğini ifade etmeye başladılar. En çok konuşulan ve dillendirilen konu ÖCALAN için umut hakkının tanınıp tanınmayacağı noktasında toplandı. Kardeşlik vurgusu, resmi dil vurgusu, ülke bütünlüğü vurgusu defalarca ifade edildi.
Anayasamızın ve ilgili diğer yasalarımızın alakalı maddelerine sık sık atıflar yapıldığını görmekteyiz. En çok dikkat çeken nokta ise Anayasa Mahkemesi, AHİM kararlarını uyulması lazım geldiği konusunda görüşler ifade edildi. Ancak bahse konu yüksek mahkeme kararlarına uyulup uyulmadığı konusunda öteden beri münakaşalar devam edip geliyor.
Önemli olan bazı hususların bu rapor dahil başka metinlere girmesi değil. Önemli olan söz konusu kararlara kişilerin ve kurumların uyup uymadığıdır. En başta en alt derecedeki mahkemeler dahi en üst seviyedeki mahkemelerin anılan kararlara uyma mecburiyetleri vardır. Hiçbir mahkeme derecesi ne olursa olsun bu kararlara uymamak şeklinde bir lükse sahip olamaz.
Çünkü bu hem anayasal bir mecburiyettir. Hem de uluslararası mevzuatın yüklediği bir mecburiyettir. Öyle ise uymamak diye bir yorum ve lüksümüzün olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü mesele gayet açık ve gayet nettir.