Sınırsız bir özgürlükten bahsetmek yanlış olacaktır. Özgürlükteki kıssasın şu olması gerekir; bizim yapmış olduğumuz bir davranış başka birinin özgürlüğünü kısıtlıyorsa işte orada özgürlükten bahsedemeyiz. Bu nedenle özgürlük benim hakkım diyerek aklımıza gelen her türlü davranışı serbestçe yapamayız. Yine özgürlük anlayışımızda ahlaki değerler ve erdemler önem arz edecektir. Özgürüz diye ahlaki değerlere ters hareket edersek, bu davranışlar başka insanların huzurunu bozacağı için bu durumda da sınırsız özgürlükten bahsetmek yanlış olacaktır. Bu nedenle özgürlükte denge gözetmek doğru bir davranış olacaktır. Özgürce yaşamayı düşünürken duygudaşlık yaparak diğer insanların yerine kendimizi koymamızda bu konuda denge oluşturmakta bizlere yardımcı olacaktır.
Her insan dini inanışlarını, örf ve adetlerini ve geleneklerini özgürce yaşamalıdır. Özgür iradesiyle inanmış olduğu dinin gerekleri olan ibadetleri hiçbir yasağa maruz kalmadan yerine getirmelidir. Dini inancının gereği olan kılık ve kıyafeti özgürce giyebilmelidir. Düğünlerini, cenazelerini, bayramlarını ve diğer özel günlerini yine hiçbir kısıtlamaya maruz kalmadan yaşamaları temel haklarıdır. Hangi etnik kimliğe sahip olursa olsun, etnik yapısından kaynaklı kültürel değerlerini kolayca zorlanmadan yaşamalıdır. Kişi bu durumları bir şartla yapabilir. O da devletin bölünmez bütünlüğüne aykırı hiçbir çabaya girmemek koşuludur. Devletin ve ülkenin bölünmesine neden olacak tavır ve davranışlar özgürlüğün sınırı olacaktır. Ayrılıkçı ve bölücü hiçbir hareket özgürlükle bağdaştırılamaz. Böyle bir sorun güvenlik sorunu haline gelir ve diğer yurttaşların huzuru tehlikeye girer. Özgürlükler ortak bir değer ölçüsünde, birbirleriyle saygılı, birbirlerinin hak ve özgürlüklerine zarar vermeyecek şekilde tanımlanmalıdır.
Yine basın özgürlüğü bir toplum için hayati önem taşımaktadır. Basın, demokratik ülkelerde yasama, yürütme ve yargının yanında dördüncü güç olarak yürütmeyi denetleme görevini üstlenmektedir. Basının özgür ve bağımsız olması demokratik bir toplum için çok önemlidir. Basın mensuplarının bağımlı olmaması, mesleğini yaparken kısıtlanmaması ve nedeni ne olursa olsun yönlendirilmemesi gerekir. Köşe yazarları fikirlerini özgürce yazabilmelilerdir. Soruşturmacı gazeteciler her konuda soruşturma haberlerini hiçbir kısıtlamaya maruz kalmadan yapabilmelilerdir. Doğru haberleri özgürce kamuoyuna ulaştırmalılardır. Herhangi bir kurumun ya da kişinin güdümünde bir basın politikası yürütmek doğru haberciliğe de zarar verecektir. Özgür basın görevini yaparken toplum vicdanını hesaplayarak hareket etmesi gerekir. Siyasi iktidar da kendi menfaatleri doğrultusunda haber yapmayan fakat tarafsız ve bağımsız davranan basın mensuplarına karşı da elindeki iktidar gücünü kullanmamalıdır. Basın özgürlüğünde sınır devletin ve ülkenin çıkarlarına aykırı davranılması olacaktır. Devletin koyduğu yasalara aykırı yayın yapan basın mensuplarını basın özgürlüğü çerçevesinde düşünemeyiz. Devletin kurumsal kimliğine ve devletin itibarına zarar verecek hiçbir yayın basın özgürlüğünün içerisinde yer alamaz.
Düşünce özgürlüğü konusu da hak ve özgürlükler içerisinde değinilmesi gereken önemli bir mevzudur. Bağımsız bir düşünce ortamından yeni fikirler doğar ve bilim gelişir. Düşünce özgürlüğünde sınır yine bölücü, devletin ve ülkenin varlığına tehdit oluşturacak veya toplumun ahlaki değerlerini tehlikeye sokacak fikirler olmalıdır. Topluma, ülkeye ve devlete ve tüm insanlığa zarar verecek hiçbir düşünce fikir özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez.
Özgürce yaşamak, sonunda huzuru ve saadeti getirecektir. Sınırsız bir özgürlüğün olmayacağını aklımızdan çıkarmayarak, başkalarının hak ve özgürlüklerine saygı duyarak hayatımızı yaşamalıyız.
Son söz: “Özgürlük için savaşırken ölmek, hayatının her günü bir mahkum olmak daha iyidir.” Bob Marley